Aksaglik Genel Sağlık Bilgilendirme Portalı

Ak SAğlık

`Keşke 20 yaşındayken kelepçe olsaydı`

leave a comment »

`Keşke 20 yaşındayken kelepçe olsaydı`	Gamze Gözalan, şişman bir ailenin yaşadıklarını anlatan `Baskül Ailesi` adlı televizyon dizisinde evin büyük kızı Fidan karakterini canlandırmıştı. Gamze Gözalan, ikinci kelepçesiyle zayıflamaya devam ediyor. Çünkü hâlâ istediği ideal kiloda olmadığını düşünüyor.

Tiyatrocu Gamze Gözalan , dört yıl önce 150 kiloyu görünce midesini kelepçeletti. Şimdi 72 kilo olan Gözalan , 10 beden inceldi, ayakkabı numarası 37`den 36`ya geriledi. Şişman olmayı, zayıflığa geçişi ve obezite tedavilerini anlattığı `Şişkooo` isimli bir de kitap yazdı. Şişman bir ailenin yaşadıklarını anlatan Baskül Ailesi dizisinin Fidan `ı, tiyatrocu Gamze Gözalan `ın, kendini bildi bileli başı kilosuyla dertteydi. 150 kiloyu gördüğünde kelepçe taktıran Gözalan , `Beni görenler, `Ne kadar zayıflamışsınız` dediklerinde mest oluyorum` diyor.

Kilo alma serüveni nasıl başladı?

Ben hep tombuldum. Türkiye `de annelerin çok yanlış yaptığı bir şey var. Bebekleri tombiş olsun diye sürekli beslerler. Benim annem de öyle yapmış, `topaçım beslensin` diye bakıyordu. Kendimi bildim bileli kiloluyum ama aşırı değildim . Her sene katlanıyor kilonuz ve fark etmiyorsunuz. Zayıf kadınlarda bir huy vardır, dönüp kendilerine bakar, incelerler. İki üç kilo aldılar mı hemen fark eder ve frene basarlar. Ama bir şişman olarak 20-30 kiloları fark edemiyorsunuz. Belki de yedikçe beyniniz uyuşuyor.

Siz kilonun yol açtığı hangi sıkıntılarla uğraştınız?

Çocukken `şişko patates yarım kilo domates` diye başlıyor. Hangi Gamze ? Şişko Gamze , dobiş, domdom, tombalak gibi adlar takılıyor. Büyüdükçe sıfatlar daha bir acımasızlaşıyor, hatta iğrençleşebiliyor. Gençken daha zor şişmanlık. Çünkü ilk flörtler başlıyor, hormonlar farklılaşıyor. Benim o dönemlerde flörtüm olmadı, sadece platonik takıldım.

Şişmanken giysi sorunu çok yaşıyorsunuz. Gardrobun tümünü yatağın üzerine serip, bir şey bulamayıp, sonra hep giydiğiniz şeye dönebiliyorsunuz. Şişman olarak evlenmenin en kötü yanı gelinlik giymektir mesela ve ben bunu yaşadım. Gelinlik kat kat ve kabarık olur ama benim böyle bir şansım yoktu. O yüzden gelinlikle tuvalet arası bir şey giydim.

Şişmanlara yönelik yapılan giysileri beğenmiyorum. Çünkü bizlere sorulmuyor. Şişmanlara yönelik giysiler tasarlıyorum ve kendi markamı yaratmak istiyorum. Bunun için desteğe ihtiyacım var.

Şişmanlar kendilerini sever , şirin bulur. Siz de öyle miydiniz?

`Kendimle barışığım` hikâyesi müthiş bir yalan. Farklısınız, ikinci sınıfsınız şişmanken. Türkiye `de bu fark gözünüze sokuluyor. Kadın erkek ilişkilerinde de bu fark görülüyor. Diyelim ki normal bir kadın bir erkeğe yüzde 50 performans gösterirken şişman bir kadın yüzde 90 performans harcıyor. O zaman da kendinizden veriyorsunuz. Şu anda 42 yaşındayım ve neden bu ameliyat ben 20`li yaşlardayken yapılmıyordu diye üzülüyorum.

Yemek bir zevk miydi sizin için de?

Yemek her zaman her şişman için zevktir ve bütün zevklerin önündedir.

Ne yiyordunuz çoğunlukla?

Her şeyi yiyordum. Şişman olanlar çok seçmez, zayıflar seçer. Ben eti çok seviyordum. Yemeğe başlamadan önce üstten atıştırmalarım olurdu ki bu normalde bir öğündür çoğu insan için. Sonra tıka basa ana yemek yerdim. Bir şişman acıktığı için yemez. Moral bulmak için, zaman doldurmak için, her halükarda yer. Alkoliklerle obezler birbirine benzer. Nasıl ki onların içmek için bahanesi varsa bir şişmanın da bahanesi bitmez.

Şişmanlığın en büyük sıkıntısı ne?

Çok terlemek… Kışın ortası boncuk boncuk terliyordum. Çok da temiz ve titiz bir insanım ama önlenemiyor bu. Merdiven çıkarken zorlanıyordum. Şişmanlar, zayıf kadınların iğnelemelerine maruz kalır. Hep bir savaş halindesinizdir. Onlara `solucan kızlar` diyorum. Şişman olunca durumu tolere etmek zorundasınız, ben de dilimle, enerjimle savaşırdım.

Şişman tiyatrocu olmak nasıldı?

Tiyatro daha doğal ama televizyonda güzel, alımlı ve orantılı vücutlu kadın tipleri geçerli. O yüzden tombul kız rolleri, jönleri kovalayan iğrenç kız rolleri gelir size. Ancak Baskül Ailesi gibi bir proje olacak ki rol alabilesiniz.

Hiç o zayıf kadınlar gibi olmak istemediniz mi?

Çok istedim ve çabaladım. Ama başaramadım. Yanlış diyetisyenlerle çalıştım belki de. Akupunktur da yaptırdım ama verdiğim kiloları fazlasıyla aldım. Diyet yapınca bir yerde pes ediyorsunuz. Kelepçe olmasa birkaç ayda 150 kilo olurum.

Neydi sizi etkileyen ve kelepçe taktırmaya götüren?

Ümit usta beni çok etkiledi. Bağdaş kurup oturuyordum ve bana nasıl bunu yaptığımı soruyordu. Ben de oraya doğru gittiğimi düşündüm. Kelepçe taktıran Melek diye bir arkadaşla tanıştım. Kelepçe taktırmadan önce, 200 küsur kiloymuş. Dört sene önceydi. Hemen karar verdim.

Zayıflığa geçiş nasıl oldu?

Yavaş yavaş geçiş yaparken çok keyifliydi. Giysilerim sürekli değişmek zorundaydı. Çünkü artık iki üç ayda bir bedenim değişiyordu. Çevremdeki herkes ne kadar zayıfladığımı, güzelleştiğimi söylüyordu. Bunları duyunca bayılıyor, mest oluyordum. Aynalarla küskünlüğüm sona erdi. Artık balıketi bir hatundum ama ben kendimi hâlâ şişman hissediyordum. Zayıf kadınlar gibi doyumsuz olmuştum. 37 numara ayaklarım 36 numara oldu. En güzel tarafı artık terlemiyorum. Giydiklerim yakışıyor.

Kelepçe sayesinde kaç kilo verdiniz?

150 kiloydum kelepçe taktırdığımda. Şimdi 72 kiloyum. Ancak bu benim ikinci kelepçem. Çünkü sarsıntılı bir araba yolculuğu sonrası kelepçem yerinden kaydı. Mide çıkışını tıkamak üzereydi. Kelepçeyi çıkarttırdım. Şimdi ikinci kelepçemle yaşıyorum.

Kelepçeyi çıkarttırmayı düşünüyor musunuz?

Düşünmüyorum. Çünkü çıkarttırdığım an tekrar kilo alacağımı biliyorum.

Yemek yemeyi özlemiyor musunuz?

Bana ne kadar zayıfladığım söylendiğinde inanılmaz mutlu oluyorum. Şişmanken yaşadığınız sıkıntıları düşününce, yemeğin verdiği o zevki istemiyorsunuz…

`Mesele kilo vermek değil, bir daha almamak`

Gözalan `ın `Şişkooo` adlı kitabından bir bölüm:

`… Her şişman yeni bir yöntem denerken, içinde asla rejim listeleri filan olmasın ister. Böyle bir şey mümkün değildir, ama biz isteriz. Bir mucize beklemek gibi. Her şeyi yiyebileceksin ama öyle bir şey olacak ki asla kilo almayacaksın, üstüne üstlük bir de zayıflayacaksın. İşte ben de bu düşüncelerle gittim akupunkturcuya. Adam bana akupunktur yapacak ve bir, iki , üç, tıh . Ben asla yemek yemeyeceğim.

Öyle olmadı tabii ki. Kulağıma küpe gibi bir şey taktı, sonra elime bir demir parçası tutturup biraz elektrik verdi. Çok azdı ama ben bu duygudan nefret ettim. (…) En kötüsü gene `kibrit kutusu kadar beyaz peynir` diye başlayan bir rejim listesi elime tutuşturdu.

E tabi insan yemeyince kilo veriyor. Bir süre listeye uydum. Haftada iki kere o demiri tutup çarpıldım. Ama öyle denildiği gibi tok filan tutmuyordu kulağımdaki küpe.. Bir de bu arada acıkınca o küpeyi bilmem kaç kez sıkıp bırakacaktım. Ben her acıktıkça küpeyi değil beş-on kere, belki binlerce defa sıkıp bıraktım; ama nafile. Gene açtım, gene açtım…Bir buçuk ayın sonunda 17-18 kilo verdim; ama devamında yavaş yavaş rejimi bozup tüm kiloları fazlasıyla aldım.`

2008-07-19 Radikal

Konu ile ilgili olarak detaylı Bilgi için Lütfen Tıklayınız…    Op Dr Murat Üstün

Written by aksaglikportali

Aralık 26, 2009 12:01 pm

Basında Mide Kelepçesi kategorisinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: