Aksaglik Genel Sağlık Bilgilendirme Portalı

Ak SAğlık

Bu kadının karnı niçin ağrıyor?

leave a comment »

Çığlık çığlığa bir kadın, beni kurtarın, diye bağırıyor. Evet röntgende hava görünüyordu. Karında hava, mide veya bağırsakta delik anlamına gelir, fakat her zaman röntgende çıkmaz. Delik, sağlıklı, genç kadınlarda nadiren görülmekle birlikte, kilo vermek için by-pass geçirmiş birinde görülmesi yüksek bir olasılıktı.

Doktor, şiddetli karın ağrısı şikayeti ile servise yatırılan hastasına nasıl teşhis koyduğunu ve ne tür bir tedavi uyguladığını anlatıyor.. “Lütfen bana yardım edin! Dayanamıyorum” Acil servisteki herkes gibi ben de çığlığın geldiği yöne doğru koştum.

Bir kadın iki büklüm, karnını tutuyor ve sürekli olarak “Tanrım! Beni kurtarın” diye inliyordu. 40 yaşlarında görünüyordu. Dikkati çekecek kadar kiloluydu ve üzerinde iş kıyafeti vardı.

Hasta ile ilgilenen doktora “İşler yolunda mı?” diye sordum.

Doktor başını sallayarak, “İki yıl önce mide bypass’ı geçirmiş. Çok şiddetli epigastrik (Mide hizasındaki karın duvarı ile ilgili) ağrısı var. Göğüs röntgeninde serbest hava görünmüyor. Şimdi CT (bilgisayarlı tomografi) çektirmeye götürüyoruz.”

Çok canım yanıyor

Karında hava, mide veya bağırsakta delik anlamına gelir, fakat her zaman röntgende çıkmaz. Delik, sağlıklı, genç kadınlarda nadiren görülmekle birlikte, kilo vermek için bypass geçirmiş birinde görülmesi yüksek bir olasılıktı. Ortaya çıkabilecek komplikasyonları kafamda sıralamaya çalıştım, ama aklıma birkaç taneden fazlası gelmedi.

“İyi olacaksınız. Merak etmeyin” diyerek hastayı sakinleştirmeye çalıştım.

Hastayı CT çektirmeye götürürken ben de yanlarındaydım. Koridor boyunca ilerlerken soluk soluğa “Çok canım yanıyor doktor!” diyebildi.

Hastanın bakımını üstlenen doktor, bu arada, hemşireye talimat veriyordu:”Morfin IV’den 6 tane, lütfen!”.

Yarım saat sonra teşhis konmuştu.

“Taramalarda serbest hava görünüyor. Kendisini ameliyat eden cerrah, şehirdeki hastaneye gönderilmesini istedi” diye konuşan doktoru, “Yani bypass’ını yapan doktor” diyerek açıklamasını netleştirdi.

En önemli sağlık sorunlarından biri obezite

ABD’de 20 yetişkinden biri aşırı obez; 5’i obez ve diğer 7’si fazla kilolu sınıfına giriyor. Bu kategoriler sağlam bilimsel temellere dayalı. Vücut kitle endeksi (VKE) denilen matematiksel bir hesaplamada, riskin belirlenmesi için kişinin boyu ve kilosundan yararlanılır (ayrıntılı bilgi için: http://www.cdc.gov/nccdphp/dnpa/bmi/calcbmi.htm)

Eğer VKE’niz 40’a dayandıysa ciddi biçimde obez sınıfına dahil oluyorsunuz Ğsözgelimi 1.60m boyundaki bir kadının 105 kilo gelmesi gibi. 1986 ve 2000 yılları arasında ciddi biçimde obez sayılan Amerikalı sayısı dört katına çıktı.

İstatistikler bu bağlamda sonuçlarını da beraberinde getiriyor: Aşırı obez 25 yaşındaki bir kişi normalden 12 yıl erken ölüyor; obeziteye bağlı hastalıklar yalnızca ABD’de sağlık bütçesinde 50 milyar dolarlık ilave bir yük oluşturuyor.

Egzersiz ve diyet pek çok vakada obeziteyi kontrol altında tutarken, giderek daha fazla sayıda insan bariatrik ameliyatlara (aşırı şişmanlık için kelepçe ameliyatı) başvuruyor.

1998 yılında Amerikalı doktorlar 13.365 hastaya bu ameliyatı uyguladılar.

2004 yılında tahminen 140.000 kişi bu ameliyatı oldu. Acil servis doktorları için bu sayıların artmasına sıcak bakmıyor Ğhatta kabus olarak yorumluyor-, çünkü hastaların yaklaşık yüzde 40’ı üç yıl içinde acil servislere düşüyor.

Bariatrik ameliyatlar

Bu vakada sorunu daha iyi anlamak için yakınlardaki bir hastanede birinci cerrah olarak çalışan arkadaşım Howard Beaton’ı aradım. 11 Eylül’den önce ikimizin de kilosu normalin üzerindeydi.

O korkunç günde Dünya Ticaret Merkezi’nden 4 blok ötedeki hastanemizde Howard çok sayıda travma vakasını ameliyat ederken, ben diğer acil durumlara müdahale ediyordum.

Bu olayın şoku ve iş yoğunluğu nedeniyle ikimiz de kısa sürede forma girdik. Ben koşmaya başladım; o evde koşu bandında ter döktü. 4.5 yıl sonra Howard tam anlamıyla incelmişti Ğhatta zayıf bile denebilirdi-.

Howard ile bu vaka nedeniyle yeniden biraraya geldiğimde, bana bu arada neler yaptığını anlattı: “2003 yılında bariatrik ameliyatlara başladım. Bu ameliyatlar insanları yeniden topluma kazandırıyor. Öyle hastalarım oldu ki, ameliyattan sonra evlendiler, yeniden çalışmaya başladılar.

100 kg ağırlığında, ama boy 155 cm

Bir tanesi polis memuru bile oldu. Aylar sonra kendisini yeniden gördüğümde tanıyamadım. Hayal edemeyeceğim kadar incelmişti. Şimdi bu ameliyatlardan birini senin yanında yapacağım”

Ameliyathane masasında 1.55 m boyunda ve 100 kg ağırlığında görünen bir kadın yatıyordu. Beaton neşter ile göğüs kemiğinin alt kenarından göbek deliğinin 5 cm yukarısına kadar kesik attı. “Eskiden kesiği buraya kadar açmayı adet edinmiştim” diyerek 15 cm kadar aşağısını gösterdi: “Şimdi bu kadarı yeterli geliyor. Bariatrik ameliyatlarda öğrenme eğrisi çok dik.”

Beaton oldukça kalın, kanarya sarısı bir yağ tabakasını keserek peritona (karın boşluğunu saran zar) girdi. Solucan benzeri, kıvrılmış, pembemsi bağırsaklar göründü.

Beaton bir yüzyıl önce başka hastalıklar için cerrah CŽsar Roux’un geliştirdiği ameliyatın değiştirilmiş bir versiyonunu uyguluyordu. Mideyi bölecek ve yemek borusuna bağlı küçük bir kese bırakıp, geriye kalan mideyi ince bağırsağa bağlı bırakacaktı.

Mide zımbalanıyor

Beaton bağırsağı midenin altından kesti ve kesik bağırsağın 90 cm aşağısında bir delik açtı. Bir çift zımba tabancası ile mideyi bu deliğe bağladı.

Bir sonraki aşama ise midenin yiyecek erişimini büyük ölçüde sınırlamaktı. Bunun için mideyi bir uçtan diğer uca, iki sıra zımbaladı ve bu ikisinin arasını keserek mideyi böldü. Böylece yemek borusuna bağlı küçük bir kese bırakmış oldu.

Midenin geride kalan büyük bir kısmı ve oniki parmak bağırsağı bir daha yemek yüzü göremeyecekti.

“Hastalarıma, midelerinin artık yumurta kadar kaldığını söylüyorum” diyerek bana açıklamalarını sürdüyordu.

Beaton, son olarak, küçültülmüş mideyi çalışmakta olan bağırsağa bağlamak için kesik olan bağırsak parçasını aldı ve küçültülmüş midede bir delik açarak bu ikisini birbirine bağladı.

Bütün operasyonu ağzı açık izledim. Arkadaşımın uyguladığı teknikten ve becerisinden çok etkilenmiştim

Beaton “Bu zımbalar gerçekten harikalar yaratıyor değil mi? dedi.

Bariatrik ameliyatların yararları

Beaton, “Diyabet hastalarında bu ameliyatlar o kadar hızlı etkisini gösteriyor ki, pek çoğu diyabet ilaçlarını kesiyor” diyor.

Kanada’da aşırı obez kişiler üzerinde yapılan bir araştırmada gastrik bypass geçiren hastalardaki ölüm oranı gastrik bypass geçirmeyen hastalara göre daha düşüktü.

Bypass’lı hastaların yüzde 0.7’si beş yıl içinde yaşamlarını yitirirken, kontrol grubundakilerin ölüm oranı 6.2 idi. Bu son derece olumlu bir gelişme olmakla birlikte, beraberinde bazı sorunlar da getiriyor.

Bu ameliyatların sigorta kapsamına alınıp alınmaması tartışmalara yol açıyor. Uygulanan işleme bağlı olarak operasyonun maliyeti 30.000 dolara çıkarken, hastanede üç gün yatmak gerekebiliyor.

“Bazı planlarda ameliyatın onaylanması için tıbbi bir uzmanın gözetiminde 6 aylık bir kilo verme girişiminin yapılmış olması gerekiyor” diye konuşan Beaton, “Bu da kilo verme konusunda konusunda kendilerini beceriksiz olarak niteleyen kişileri ameliyat etmeniz anlamına geliyor” diyor.

Gastrik by-pass ameliyatlarında risk

Ayrıca cerrahın deneyimi de önem kazanıyor. Bantlama tekniği üzerine yapılan bir araştırmada, cerrahın ilk 30 hastasının yüzde 37’inde komplikasyon görülüyor. Oysa bir sonraki 30 hastada komplikasyon oranı yüzde 7’lere düşüyor.

Ameliyat sıklığı daha da önemli. Ayda bir bu tür ameliyat yapan cerrah 20 hastasından birini kaybederken, daha sık ameliyat yapan bir meslektaşı ise 300 hastasından birini kaybediyor.

Farklı uygulamalardaki ölüm oranlarına bir göz atıldığında, bantlamada ölme riski yüzde 0.1 ilen bypass’ta yüzde 0.5. ABD’de yaşlı ve yoksul oldukları için özel bir sigorta kapsamı içinde olan (medicare) 16.155 hasta üzerinde yapılan bir başka çalışma bu tabloyu biraz daha karartıyor:

Ameliyattan sonraki bir yıl içinde hastaların yüzde 4.6’sının yaşamlarını yitirdiği görüldü. Medicare hastalarının yaşlı olması bu sonuçları daha anlaşılabilir kılsa da, yine de oranın yüksekliği düşündürücü.

Obezlerde risk büyük

“Obez hastalar daha fazla risk taşır” diye konuşam Beaton, “Acil servis doktoru olarak bu ameliyatların ne gibi komplikasyonlar yarattığını bilmek zorundasın. Örneğin bazı hastalarda karında duyarlılık veya ateş olmadığı halde büyük miktarda apse oluştuğuna tanık oldum.”

Karında ağrı şikayeti ile geldikleri zaman mutlaka CT taraması gerekiyor. Roux-en-Y ameliyatlarının bir büyük sakıncası, iç fıtıklara neden olup bağırsakları kıskaca alarak kan akışını kesmesi. Bu durumda bağırsak tıkanmasında yaptıklarımızın Ğmidenin içeriğini emmek ve beklemek- tam tersi, hastayı hemen ameliyata almak gerekir.

Olası komplikasyonlar

Olası komplikasyonlar saymakla bitmiyordu: Kanama, akciğerlere giden kan pıhtısı, gastrik kesesinin yırtılması, ameliat sonrası kusma, enfeksiyon, bağırsaklarda kesiklere bağlı daralma, ülser, safra taşları, karın duvarı fıtıkları, demir ve vitamin yetersizliği.

Beaton bu gibi durumlarda ne yapılması gerektiğini şöyle özetledi: “En geçerli kural, bu hastalar kötüleştiği zaman teşhisi çabuk koymak ve gerekli müdahaleyi hemen yapmaktır.”

Bizim hastamıza gelince.. Kendisini ameliyat eden cerrah, küçültülmüş midenin bağırsağa zımbalandığı bölgede ülser oluştuğunu belirtti. Dolayısıyla hasta yeniden ameliyata alınarak yara yamandı ve hasta iyileşti.

New York Üniversitesi Acil Servis sorumlusu Dr.Tony Dajer, Discover dergisine anlattığı öyküsünü şöyle noklalıyor: Kim bilir bunun gibi kaç vakanın daha acil servise geleceğini düşünmekten kendimi alamadım…

Kilo kaybettirme ameliyatlarının tarihçesi

İlk kilo kaybettirme ameliyatı 1954 yılında yapıldı. İnce bağırsağın yakın ucunu, uzak ucu ile birleştirerek, yiyeceklerin emilimini önlemeye yönelik olarak geliştirilen bu ameliyat beslenme bozukluğuna yol açtığı gibi, bilinmeyen bir nedenle siroza neden oldu.

1960’lı yıllarda cerrahlar gastrik bypass ameliyatlarını geliştirdiler. Bu ameliyatlar daha çok ABD’de yapıldı.

1980’li yıllarda mideyi zımbalayarak yiyecek girişini sınırlamak yaygınlaştı. Çok daha basit bir çözüm gibi görünmesine karşın, zımbalanan hatların zamanla açılma eğilimi gösterdiği ortaya çıktı. Son olarak Avrupa ve Avustralya’da mideyi bantlama ameliyatları gündeme geldi. Bu ameliyatlarda içi tuz dolu bir tasma, midenin üst kısmına geçirilir ve daha sonra deri altındaki bir girişe bağlı bir tüp üzerinden doldurulur veya boşaltılır.

2001 yılında FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından onaylanan ameliyatların en önemli özelliği basitliğidir. Genellikle laparoskopik olarak yapılır. Şu anda görünür en önemli dezavantajı hastaların, Roux-en-Y bypass denilen standart uygulamadan daha az kilo kaybetmeleridir.

Bu nedenle Amerikalı cerrahların 5 vakadan 4’ünde bypass uygulamasının nedeni budur.

Bugüne dek bu konuda yapılmış en kapsamlı araştırmaya göre bariatrik ameliyatlar, aşırı kiloların yüzde 61’inin kaybına yol açarken, hastaların üçte ikisindeki uyku apnesi, yüksek tansiyon ve diyabet gibi hastalıkları tedavi ediyor.

KAYNAK: Hürriyet (2006’da yayınlanan, fakat faydalı olduğu için paylaşmak istediğim bir yazı..)

Konu ile ilgili olarak detaylı Bilgi için Lütfen Tıklayınız…    Op Dr Murat Üstün

Written by aksaglikportali

Aralık 23, 2009 4:03 pm

Basında Obezite kategorisinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: